İnsanın Cinsel Tepki Döngüsü ve Cinsel İşlev Bozuklukları

seks2Psikolojik bir problem sadece o problemi yaşayan kişiyi değil, aynı zamanda o kişinin yaşamında önemli yer tutan kişiler içinde bazı sonuçlara yol açar. Diğer insanlarla sosyal ilişki kuramayan kişiler yaşamlarındaki pek çok fırsatı kaçırırlar ve kendileri ile ilgili değerlendirmeleri çok zayıf olur. Böyle bir kişi eşi, çocuğu ya da arkadaşları için hayal kırıklığı yada suçluluk kaynağı olabilir. Eşlerden birinde ya da her ikisinde seks korkusunun olması evlilik ilişkisini çok etkileyecektir. Cinsel işlevlerdeki bozulma bazen o kadar ciddi olabilir ki, cinsel aktivitelerden tatmin sağlamak bir yana, çift arasındaki şevkat bile ortadan kalkabilir.
 
       İnsan cinsel tepki döngüsü ile ilgili erkek ve kadınlarda hemen hemen benzer olduğu görülen cinsel tepki döngüsünün 4 aşaması tanımlanmıştır.
İSTEK: Helen Singer Kaplan (1974) tarafından ortaya atılan bu ilk aşamada, sıklıkla cinselliği uyaran fantezilerle bağlantılı olarak ortaya çıkan cinsel istek ve ilgiye işaret eder.
HEYECAN: Masters ve Johnson’ a göre ilk aşama olan heyecan, cinsel organlardaki kan akışının artması şeklindeki fizyolojik değişikliklerle bağlantılı olarak ortaya çıkan cinsel zevkin, öznel olarak yaşanmasıdır.
ORGAZM: Bu aşamada cinsel zevk tepe noktaya ulaşır ki bu binlerce yıldan beri hem sanatçıları hem de sıradan insanları büyülemektedir. Bu aşamada erkeklerde boşalma arzusu kaçınılmaz bir hal alır ve hemen her seferinde boşalma ortaya çıkar. ( çok nadir durumlarda bazı erkekler boşalmadan orgazm olurlar yada orgazm olmadan boşalırlar). Hem erkek de hem kadında genel bir kas gerilimi ve istemsiz pelvis hareketleri görülür.
ÇÖZÜLME: Masters ve Johnson’ a göre bu son aşamada genellikle orgazmı izleyen bir rahatlama ve kendini iyi hissetme hali ortaya çıkar. Erkeklerde bunu uyarılma ve sertleşmenin olmadığı bir dönem takip eder ki bu dönemin ne kadar süreceği hem kişiden kişiye hem de aynı cins için farklı denemelerde değişiklik gösterir. Kadınlar ise çok kısa sürede yeniden cinsel heyecan duyarak hemen tepki verebilir hale gelebilir ki, bu onların çoklu orgazm yaşamalarını mümkün kılar.
Unutmamak gerekir ki, cinsel tepki döngüsü bir kurutlu yani bilimsel olarak yaratılmış bir durumdur. Aslında cinsel ilişki düşünce, duygu, davranış ve biyolojik tepkilerin birlikte görüldüğü devamlı bir süreçtir.
 
CİNSEL İSTEK BOZUKLUKLARI
 
       Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel Elkitabı olan DSM-IV de iki tür cinsel istek bozukluğundan söz edilmektedir. Bunlardan ilki Azalmış(hipoaktif) cinsel istek bozukluğudur ve cinsel fantezi ve etkinliklerde bulunma isteğinin eksikliği ya da hiç olmaması şeklinde tanımlanmaktadır. İkincisi ise cinsel tiksinti bozukluğudur ve kişinin cinsel temastan neredeyse tamamen kaçındığı daha ciddi bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Genel olarak yetişkin nüfusun %20 de azalmış cinsel istek bozukluğu olduğu düşünülmektedir. Azalmış cinsel istek ya da cinsel tiksinti bozukluğunun nedenleri hakkında pek fazla bilgimiz yoktur. Kliniklere baş vuran kişiler gözden geçirildiğinde cinsel istete azalma bozukluğunda tercih edilmeyen cinsiyetteki bir eşle cinsel ilişkide bulunmaya çalışma, kontrolü kaybetme korkusu, hamilelikten korkma, depresyon, sakinleştiriciler yada antihipertansiyon ilaçlarına bağlı olarak ortaya çıkan yan etkiler, gergin insanlararası ilişkiler (evlilikte ya da çiftler arasında çatışma olması) eşlerini örneğin hijyen kurallarına yeterince uymadığından dolayı çekici bulmama gibi nedenler sayılabilir. Diğer olası nedenler ise tecavüz ya da çocuklukta cinsel kötüye kullanım gibi cinsel travma geçirmiş olma, AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma korkusudur. Aynı zamanda öfkenin kadınlarda daha az olmak üzere hem kadınlarda hemde erkeklerde cinsel isteğin azalmasında önemli bir rol oynadığı ortaya konmuştur. Günlük yaşamlarında güçlük yaşadıklarından şikayetçi olanların cinsel istek düzeyi düşük olmaktadır.
 
CİNSEL UYARILMA BOZUKLUKLARI
 
       Bazı kişiler cinsel istekte hiç sorun yaşamazken, cinsel olarak uyarılmakta yada uyarılmayı sürdürmekte zorluk yaşayabilirler. Uyarılma bozukluğunun iki alt kategorisi kadında cinsel uyarılma bozukluğu erkekte erektil bozukluktur. Cinsel uyarılma bozukluğu tanısının konulabilmesi için kadında birleşmenin devamı için gerekli olan vajinal ıslanmanın sürekli olarak yetersiz olması, erkeklerde ise cinsel aktivitenin tamamlanabilmesi için gerekli olan sertleşmenin sürekli olarak sağlanamaması veya sürdürülememesi gerekir.
 
       Cinsel işlev bozukluklarının en önemli nedenlerinden ikisi olan performans korkusu ve kendini seyretme ( cinsel ilişkiyi yaşamak yerine cinsel ilişkide bulunan kendini seyretme) faktörlerinin rolüne ek olarak, kadın uyarılma bozukluklarında rol oynayan diğer bazı spesifik nedenler de vardır. Örneğin bir kadın kendisi için nelerin cinsel açıdan uyarıcı olduğunun farkında olmayabilir. Cinsel ihtiyaçları hakkında konuşmaktan utanma da buna eklenince, eşinin davranışlarını uyarıcı bulmayabilir, hatta tiksindirici bile bulabilir. Serleşme sorunların da ise daha geniş bir yelpaze olmakla birlikte son yapılan çalışmalarda sertleşme sorunlarının 2/3 sinin biyolojik bir temele sahip olduğu ve genellikle psikolojik faktörlerin de eşlik ettiğini ortaya koymaktadır.
 
ORGAZM BOZUKLUKLARI
 
       DSM-IV de biri kadınlarda ikisi erkeklerde görülen üç tğr orgazm bozukluğu yer almaktadır. Eskiden ketlenmiş kadın orgazm bozukluğu olarak adlandırılan kadın orgazm bozukluğu, normal bir cinsel heyecan döneminin sonunda orgazmın yaşanamaması durumudur.
 
       Bu problemi açıklamak için pek çok neden sıralanabilir. Belki de kadınların erkeklerin aksine orgazm olmayı öğrenmeleri gerekmektedir yani belki de orgazm kadınlar için erkeklerde olduğu gibi doğuştan olan bir durum değildir. Erkeklerde hemen her zaman orgazmla birlikte ortaya çıkan boşalma üremenin olabilmesi için zorunludur. Araştırma sonuçları ilk cinsel birleşme yaşantısından önce hiç masturbasyon yapmamış ya da çok az yapmış kadınlarda orgazm olamama durumunun, masturbasyon yapmış kadınlara oranla daha fazla görüldüğünü ortaya koymaktadır. Klinik veriler orgazm bozukluğunda cinsel bilgi eksikliğinin de önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bir diğer faktörde kontrolü kaybetme korkusudur. Fransızlar orgazm için “la petite mort” (küçük bir ölüm) ifadesini kullanmaktadırlar. Bazı kadınlar orgazm sırasında kontrolsüz bir şekilde bağıracaklarından, kendilerini küçük düşüreceklerinden ve ya bayılacaklarından korkarlar. Bununla bağlantılı olarak ortaya çıkan bir başka ketlenme nedeni de insanın bilincinden uzaklaşarak, vücuduna teslim olmanın yakışıksız bir davranış olduğu inancıdır. Her ne kadar bazı kadınlar öfke duydukları hatta küçümsedikleri erkeklerle sevişmekten zevk alsalar da, pek çoğu böyle bir erkekle birlikteyken kendilerini tutarlar. Eşlerden birinin diğerine cinsel hisler beslememesi de sorunun yaşanmasında rol oynayan bir başka faktördür.
 
       Erkek orgazm bozukluğu ve erken boşalma DSM-IV de yer alan iki erkek orgazm işlev bozukluğu kategorisidir. Erkek orgazm bozukluğu veya zor boşalma nispeten daha az rastlanan bir durumdur, görülme nedenleri arasında hamile bırakma korkusu, sevgi vermeme, husumet ve kontrolü bırakma korkusu sayılabilir. Bazı durumlarda bu sorun omurilik yaralanması veya sakinleştirici kullanımı gibi fiziksel nedenlerden de kaynaklanabilir. Erken boşalma ise erkeklerde en yaygın olarak görülen işlev bozukluğudur. Genellikle belirgin derecede kaygı ile birlikte görülür. Erken boşalma olup olmayacağı üzerinde yoğunlaşma cinsel ilişkide birleşmenin aşırı derecede önemsenmesinin doğal bir sonucudur.
 
CİNSEL AĞRI BOZUKLUKLARI
 
       DSM de cinsellikle ilgili olarak yer alan iki ağrı bozukluğu disparoni ve vajinismustur. Disparoni tanısı cinsel ilişki öncesinde, sırasında ya da sonrasında yineleyen ya da sürekli genital ağrı olması halinde görülür. Birleşme sırasında ortaya çıkan genital ağrı hemen her zaman, rahim yada penis bezlerindeki iltihaplanmalar gibi tıbbi nedenlerden kaynaklanır. Vajinismus, vajendeki kaslarda birleşmeyi engelleyecek biçimde yineleyen ya da sürekli istem dışı spazmın oluşmasıdır. Bir kurama göre vajinismus kadının kendini, eşini yada cinsel yakınlaşma zevkini bilinçdışı inkar etme isteğinden kaynaklanmaktadır. Bu kuramı destekleyen kanıtlar olmamakla birlikte hamilelik korkusu veya cinselliğe karşı olumsuz tutumlar vajinismusun ortaya çıkmasında rol oynayabilirler. Olumsuz tutumlar genellikle çocukluk döneminde cinsel kötüye kullanıma maruz kalma veya tecavüzün izlerini taşıyor olabilir.
 
       Cinsel işlev bozukluklarının tedavisi vardır, ancak kaçınmak ve ertelemek sorunun pekişmesinde önemli rol oynadığından ertelemeden gerekli fizyolojik tetkikler yapıldıktan sonra terapi sürecine girilmelidir.
 
Kaynak: Abnormal Psychology
 
Hazırlayan: Psk.Nur GEZEK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir