AKLIN YOLU BİR DEĞİLDİR!

evlilik
Hepimizin bildiği ya da bir şekilde duyduğu gibi insan biyo psiko sosyal bir varlıktır. Bu üçlü saç ayağı yani biyolojik sosyolojik ve psikolojik faktörlerin toplamı bizim bütün yaşamımız boyunca duygularımızı düşüncelerimizi ve davranışlarımızı etkiler. 
İnsanların aynı olaylar karşısında çoğu zaman benzer tepkiler vermesini bekleriz. Aşık olmak, evlilik, bebek sahibi olmak, işteki başarılarımız ve saygınlığımız genel olarak bizi mutlu eden yaşam olaylarıdır. Ölüm, ayrılık, boşanma, iflas, ekonomik kökenli diğer sorunlar da insanın enerjisini tüketen ve mutsuzluğuna neden olan yaşam olaylarının bir kaçına örnek olarak verilebilir. Bazı olaylar karşısındaki bakış açımız, davranışımız ve yaşadığımız duygu ise bireysel farklılıklardan etkilenir. Benzer olaylara karşı duruşumuz, olayı değerlendirme şeklimiz ve hissettiklerimiz farklı olabilir. Bunlarda kişinin içinde bulunduğu sosyal çevreden, bedensel sağlığından etkilenerek ortaya çıkabilecek farklılıklar olmakla birlikte saç ayağının en önemli boyutu olan psikolojik süreçleriyle ilgili kişisel farklılıklardan kaynaklanır. 

Algılarımız bizim geçmiş yaşantılarımızdan etkilenir. Bu da olayın özü ne olursa olsun her bireyin farklı tepkiler vermesiyle sonuçlanabilir. Bu durumda algı ve gerçek arasında farklılıklar ortaya çıkar. Dış dünyadan gelen bilgiler beyne ulaşıp beyinde değerlendirmeye alınır. Bu bilgiler düşünce süreçlerimizde değerlendirilirken daha önceki kodlanmış deneyimlerden çıkarsamalar yapılır. Bunlar bizim bilişsel süreçlerimizden etkilenirken duygusal süreçlerimizden de etkilenir. Bu süreçte bizim bilincimiz kadar bilinçaltımızda değerlendirmede biz farkında olmasak da aktiftir. Değerlendirmede geçmiş yaşam deneyimlerimizin kodladığı bilgiler beyin tarafından kişinin yararına kullanılır. Biz bir durumdan zarar gördüysek benzer bir durumda yine zarar görme olasılığı olabileceğinden özümüze yönelik bir tehdit algılanır. Bu durumda yaşadığımız olayı algılamamız öncelikle negatif olacaktır. Ya da tam tersi bir süreçte biz bir olaydan fayda gördüysek olayın niteliği ne olursa olsun benzer bir durumda yine bilişsel şemalarımız bilgiyi pozitif açıdan değerlendirecektir. Burada önemli olan gerçeği ne kadar gerçek olarak algılayabildiğimizdir. Bizim yararımıza saydığımız olaylar gerçekte ne kadar yararımızadır, ya da bizim için tehdit olarak gördüğümüz durumlar gerçekte ne kadar bizim zararımızadır? Aklın yolu bir midir, herkes aynı olay karşısında benzer düşünceler mi üretir, ve bu düşünceler başka hangi faktörlerden etkilenerek bizim gerçeğimizle örtüşür? Bir başka boyutta da beynimizin düşünen parçasıyla olaylara anlam yüklerken farkında olmadığımız bilişsel şemalarımız algılarımızı ne kadar rasyonel değerlendirdiğimizi etkiler. Bu durumda aklın yolu bir değildir. En başta insan bio psiko sosyal bir varlık demiştik. Sosyal yanı olan bir varlık olan insan bazen sosyal ortamlarda kendisini çok rahatsız hissedebilir. Bu ileri boyutta olduğunda sosyal fobi gibi çok rahatsız edici bir problem yaşanabilir. Sosyal fobisi olan bireyler toplum önünde konuşmaktan, yemek yemekten, yeni ortamlara girmekten çekinirler. Bu da bireyin hayatını kabusa çevirir. Kişi bu durumun mantıksız olduğunu beyninin düşünen parçasıyla kabul eder. Korku mantıksızdır ve aşılması gereken bir problemdir. Ama bir taraftan da ne yaparsa yapsın bu sorundan kurtulamamaktadır ve bütün yaşamının alt üst olmasına seyirci kalmaktadır. Burada bireyin sosyal ortamlarda diğer bireylerden farklı olarak algıladığı bir tehdit vardır. Bilinçaltı bilgiyi bu şekilde kodlamıştır. Aklın birinci yolu korkun mantıksız derken diğer yolu yani bilincinde olmadığımız kısmı “bu senin yararınadır” der. Daha önceki yaşantısında birey topluluk önünde yaşadığı bir durum nedeniyle aşırı kaygı yaşamış olabilir ve bilinçaltı bu durumu tehlikeli olarak kayda almıştır. Bireyi bu tehlikeli durumdan korumak için çalışmaktadır. Kişi de nedenini bilmediği bir şekilde sosyal ortamlardan kaçmaya başlar, kaçınamadığı durumlarda da aşırı kaygı yaşayıp ortamı terk etmek durumunda kalır. Bu durum bir çok farklı örnekle de açıklanabilir. Nedenini bilmediğimiz kaygılar aklımızın ikinci yolu olan bilinçaltımızın bizim faydamıza çalıştığı durumlardır. Bilinçaltımıza ekilen bu tohumlar zararımıza da çalışabilir, böyle durumlarda kişinin yaşam kalitesi bozulduğundan bu yanlış kodların realiteye uygun olanlarıyla değiştirilmesi gerekmektedir. 

Konunun bir başka boyutunda da diğer insanların algılarıyla bizim algılarımızın eşleşmesi durumu vardır. Yüzümüze sertçe kapatılan bir kapı oldu diyelim. Bu sadece rüzgardan dolayı sert kapanan bir kapı olabilir. Bazı insanlar bu durumu böyle yani gerçeğe uygun değerlendirirken bazı insanlar “bana kızdı”, bazıları “beni zaten sevmiyordu” gibi dışsal faktörlerden çok içsel faktörlere atıfta bulunarak değerlendirirler. İşte bu gibi durumlarda da aklın yolu bir değildir. Her nasıl algılarsak algılayalım realite genelde sabittir, bizim algılarımıza göre değişmez. Eğer yaşamın realitesiyle çelişen algılara sahipsek ve bu bizim hayattaki duruşumuzu etkiliyorsa durup bir daha düşünmek gerekecektir. Bütün ilişkilerimiz bu farklılıklardan etkilenecektir. Kim haklı kim haksız diye düşünmeden önce aklın bir çok yolu olduğunu düşünebilmek, dışsal faktörleri değerlendirebilmek ve empati yapabilmek önemlidir. Çünkü gerçek rasyonel kararlar ancak bu şekilde alınabilir. Duygularımız da bu noktada kararlarımızı etkileyecektir. Korktuğumuz, çekindiğimiz, üzüldüğümüz durumlarda bu duyguların da realiteyle ne kadar örtüştüğünü değerlendirebilecek kadar kendimizi objektif değerlendirebilme yetisine sahip olabilmek gerekir. Yargılamadan, suçlamadan, kendimizi de cezalandırmadan yapabileceğimiz ilk şey beklide şunu sormak olmalıdır. Böyle düşünmeme neden olan şey nedir? Bu düşünce ne kadar gerçeği temsil etmektedir? Herkes benim gibi mi düşünmektedir? Aklın yolu bir midir?

Algılarımızla realite örtüştüğü sürece daha rasyonel kararlar alıp seçimler yapabileceğimizi, daha sağlıklı duygular hissedebileceğimizi de aklımızdan çıkarmamak gerekir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir